
Şili And Dağları’nda deniz seviyesinden yaklaşık 2 bin metre yükseklikte yer alan ve 1905 yılında kurulan Sewell madenci kasabası, dik coğrafyası ve otomobilsiz kentsel yapısıyla sanayi tarihinin dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) verilerine göre, araç caddeleri yerine merdivenlerle inşa edilen yerleşim, zirve döneminde 15 bin kişilik nüfusa ev sahipliği yaptı.
CADDELERİN YERİNİ MERDİVENLER ALDI
Rancagua şehrinin yaklaşık 60 kilometre doğusunda, ABD merkezli Braden Copper Company tarafından kurulan Sewell, dünyanın en büyük yeraltı bakır madeni kabul edilen El Teniente’nin hemen yanında inşa edildi.
Sert ve dik dağ yamacı nedeniyle tekerlekli araç kullanımına elverişli olmayan kasabada ulaşım, ana bulvar işlevi gören merkezi bir merdiven ve buna bağlı geçitlerle sağlandı. Dış dünyayla bağlantı ise sadece Rancagua’ya uzanan demiryolu hattı vasıtasıyla gerçekleştirildi. Temel gıda, malzeme ve personel nakliyesi bu tren hattı üzerinden yürütüldü.
AHŞAP MİMARİ VE ZORLU İKLİM ŞARTLARI
Yerleşimdeki binalar; konut, kamu hizmeti ve sosyal alanları aynı yapıda birleştiren çok işlevli bir tasarımla inşa edildi. Yeşil, sarı, kırmızı ve mavi gibi canlı renklere boyanan ahşap yapılar, kasabanın görsel kimliğini oluşturdu.
UNESCO yetkilileri, aşırı soğuk, kar yağışı ve izolasyonun yanı sıra ahşap kullanımından kaynaklanan yangın riskinin, binaların sürekli ve titiz bir bakımdan geçirilmesini zorunlu kıldığını belirtiyor.
SANAYİ KÖYLERİ İLE KARŞILAŞTIRMA
Sewell’deki yerleşim modeli, Brezilya’da sanayi ve maden tesislerinin etrafında kurulan şirket köyleriyle benzerlik gösteriyor. Üretim alanı, konut ve sosyal hizmetlerin tek merkezde toplanması açısından bu köylerle aynı mantığı taşıyan Sewell, düz araziler yerine And Dağları’nın yamacına dikey olarak kurulmasıyla diğer örneklerden ayrılıyor.
TURİZME AÇIK TUTULUYOR
Şirketin zamanla çalışanları Rancagua şehrine taşıma kararı almasıyla Sewell’in yerleşim işlevi kademeli olarak sona erdi. Binaların bir kısmı sökülmüş olsa da kalan tarihi çekirdek koruma altına alınarak UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edildi. Bölgede madencilik faaliyetleri ve korunan alanların bakımı devam ederken, alan günümüzde kontrollü ziyaretçi turlarıyla turizme açık tutuluyor.